On The Phone-Phrases

Arayan ya da cevaplayan kişi kendini nasıl tanıtır?

Hi. / Hello. / Good morning. / Good afternoon / Good evening. 

gibi selamladıktan sonra:

This is Mike (speaking / calling / talking).

It is Mike (speaking / calling / talking).

Mike speaking / calling / talking.

şeklinde kendimizi tanıtabiliriz. Ve bunları farklı yorumlamaya gerek yoktur. Kısaca hepsi "Ben Mike." anlamına gelir.

 

Telefona aradığınız kişi değil de başka biri cevap verirse;

Is Martin there / in?

Is Martin at home?

"Martin orada mı?"

Is Martin available?

"Martin müsait mi?"

Can / Could / May I speak to Martin?

Can / Could / May I talk to Martin?

"Martin ile konuşabilir miyim?"

Can / Could you put me through Martin?

Can / Could you connect me with Martin?

"Beni Martin'e bağlar mısınız?"

Aradığınız kişi orada ve müsait ise;

Martin oradaysa duyacağınız cümle muhtemelen şöyle olacaktır:

Yes. / Of course. / Sure. 

"Tabiki. Elbette."

Don't hang up the phone (please).

"Telefonu kapatmayın (lütfen).

Hold the line (please).

Hold on a minute / a second (please).

Hang on a second / a moment (please).

Wait a minute / a moment (please).

"Bir dakika/saniye bekler misiniz?"

şeklinde sizden beklemenizi ister ve şöyle devam eder:

I'll get him.

I'll connect you.

I'll put you through.

"Çağırayım. / Bağlayayım."

diyerek sizi Martin ile görüştürür.

Aradığınız kişi orada değil ya da müsait değil ise;

I am sorry / I am afraid but ... 

"Üzgünüm. / Korkarım ki ..."

şeklinde başlayıp;

He's gone out.

"Dışarı çıktı."

He is engaged / busy now.

"Şu anda meşgul."

He is at a meeting.

"Toplantıda."

He is not available at the moment.

"Şu anda müsait değil."

diye devam edebilir. Ve sonrasında mesaj bırakmak isteyip istemediğinizi sorar.

Do you want to leave a message.

Would you like to leave a message.

Eğer mesajınız varsa;

Can / Could you tell him to call me back (as soon as possible)?

"(En kısa zamanda) beni aramasını söyler misiniz?"

Can you tell him to meet me at 5 pm?

"Saat 5'te benimle buluşmasını söyler misiniz?"

Could you tell him that the meeting is at Pine Hotel?

"Ona toplantının Pine Otel'de olduğunu söyler misiniz?"

Can you tell him to contact Mr Wilson? It is about the meeting.

"Bay Wilson ile iletişime geçmesini söyler misiniz? Toplantıyla ilgili."

Eğer mesaj bırakmak istemiyorsanız;

No, thanks.

I'll call again.

I'll call him later.

"Hayır, teşekkür ederim. Ben yine/daha sonra ararım."

şeklinde devam edebilirsiniz.

Anlaşılmayan bir durum olduğunda;

I am sorry. It is a bad line. 

"Üzgünüm. Hatta problem var".

I can't hear you well.

"Sizi iyi duyamıyorum."

Can you say it again, please?

Can you repeat that, please?

"Tekrar söyler misiniz, lütfen?"

şeklinde sorunu / isteğinizi belirtebilirsiniz.

Görüşmeyi sonlandırırken;

Thanks for calling.

"Aradığınız için teşekkür ederiz."

Talk to you soon.

"Yakında görüşmek üzere."

Take care. See you.

"Kendine iyi bak. Görüşürüz."

Have a nice day.

"İyi günler."

gibi ifadeler kullanabilirsiniz.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir